İstanbul'dayız

Üsküdar, İstanbul

Eposta Adresimiz

anadoluavukatofisi@gmail.com

Telefon Numaramız

0538 843 37 77

Kategori

Kategori arşivi Tazminat Hukuku

Manevi Tazminat Davası

Manevi tazminat davası; hukuki açıdan bir aykırılıktan doğan eylem ve işlemler sonrasında kişilerin manevi olarak derinden etkilenmesi nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesini amaçlayan bir dava çeşididir. Kanunda kişinin manevi olarak yıpranması üzüntü ve elem duyulması olarak ifade edilir.

Manevi Tazminat Davası

Kişi ve kurumlara karşı açılabilecek olan tazminat davalarında temel olarak uğranan zarar manevidir. Ancak bu davanın kazanılması halinde elde edilecek olan tazminat manevi olmaktan ziyade kişiyi maddi anlamda destekleyecek şekilde olur. Manevi tazminat davalarının açılabilmesine neden olan çeşitli durumlar bulunur. Manevi tazminat ile ilgili sorularınız için avukata sor sayfasından bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Manevi Tazminat Hangi Durumlarda Açılabilir?

Kişiler tarafından uğranan manevi zararın giderilmesi amacıyla açılabilecek davalarda gerçekten manevi bir eksilmenin gerçekleşmesi gerekir. Peki, manevi açıdan görülen zarara neden olabilecek davranışlar nelerdir? Manevi tazminat davaları aşağıdaki hallerde açılabilir;

  • İş yerinde gerçekleşen iş kazası kaynaklı manevi tazminat davaları,
  • Trafikte gerçekleşen kazalardan kaynaklı manevi tazminat davaları,
  • Taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davaları,
  • Kanunen suç niteliği taşıyan bir eylemin işlenmesinden kaynaklanan manevi tazminat davaları,
  • Tıbbi tedavi esnasında doktor veya hemşirelerin yanlış uygulamalarından kaynaklanan manevi tazminat davaları,
  • Boşanma davası ile birlikte açılan manevi tazminat davaları,
  • Telif haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davaları,
  • Yazılı, görsel veya dijital medyada gerçekleştirilen kişilik haklarına yönelik saldırılardan kaynaklanan manevi tazminat davalarıdır.

Yukarıdaki haller en genel anlamda manevi tazminat davalarının açılmasına neden teşkil ederken diğer bazı durumlarda da manevi tazminat için yargı birimlerine başvurmanız mümkündür.

Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Manevi açıdan uğradığınız zararları tazmin etmek adına başvuracağınız en akılcı yöntemlerden bir tanesi olan manevi tazminat davasının nasıl açılacağı bireylerin en çok merak ettiği konular arasındadır. Kural olarak manevi tazminat davaları davalının ikametgâh adresinde davalının tüzel kişi olması halinde ise tüzel kişiliğin merkezinin bağlı bulunduğu asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.

Sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat davalarında yukarıda bahsi geçen yer mahkemeleri yetkili olabilirken sözleşmenin ifa edildiği yani yerine getirildiği yer asliye hukuk mahkemesi de yetkili olabilir. Benzer şekilde haksız fiilden kaynaklanan tazminat davaları da yukarıda adı geçen mahkemelerin yanı sıra şu mahkemelerde açılabilmektedir;

  • Haksız fiilin vuku bulduğu yerdeki mahkemede,
  • Haksız fiilden kaynaklanan ama haksız fiilin gerçekleştiği yerden başka bir yerde ortaya çıkan zararlarda zararın ortaya çıktığı yerdeki mahkemede,
  • Haksız fiilden kaynaklı durumlarda zarar görenin ikametgâhında manevi tazminat davasına başvurulabilir.

Manevi tazminat davasının açılmasına neden olan durumlar ticari bir iş veya eylemden kaynaklanmışsa bu durumda yetkili mahkeme asliye ticaret mahkemesi olacaktır.

Manevi Tazminat Davası Açma Şartları Nelerdir?

Manevi anlamda karşılaşılan zararların giderilmesi adına başvurulan manevi tazminat davalarının belli başlı şartları bulunmaktadır. Bireylerin dava açmadan önce bu şartları detaylı bir şekilde incelemesi sonrasında dava sürecine başlaması beklenir. Bu noktada manevi tazminat talep etme şartları aşağıdaki şekildedir;

  • Yaşam hakkının elinden alınması (Babasının öldürülmesi nedeniyle bireyin elem duyması),
  • Sağlığı olumsuz etkileyecek eylemler (Doktorun yanlış tedavi uygulaması sonrasında ortaya çıkan durumlar),
  • Vücut bütünlüğünün zarar görmesi ( İş kazası nedeniyle uzuvlarda eksilme),
  • Ruhsal anlamda karşılaşılan yıpranmalar (İş yerinde mobbing veya iftira nedeniyle yaşanan psikolojik rahatsızlıklar),
  • Kişilik değerlerine gerçekleşen saldırılar nedeniyle bireyin üzüntü duyması manevi tazminat davalarının açılabilmesi adına ön şartı oluşturmaktadır.

Yukarıdaki durumlar nedeniyle tazminat davası açma hakkına sahip olabilecek olan bireyler her üzüntü ve elem veren olaydan dolayı dava açma hakkına sahip olamayabilirler. Bu anlamda makul sınırlar içerisinde gerçekleşen rahatsızlık durumlarında tazminat davası açmanız söz konusu olmayacaktır.

Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Manevi tazminat davası açmak isteyen bireyler için belirli sürelerin bulunduğunu ifade etmek gerekir. Hukuk sisteminde yer alan ve kişilerin haklarını zamanında aramasına olanak sağlayan zamanaşımı kavramı dikkate alınmadığında manevi anlamda yaşanan üzüntü ve elemin tazmin edilmesi söz konusu olmayacaktır. Bu anlamda aşağıdaki süre ve şartlara dikkat etmek kişiler açısından oldukça mühimdir.

  • Üzüntü ve elemin ortaya çıkmasına neden olan daha doğrusu manevi tazminat davasının açılmasına sebep olan durum hukuken bir suç teşkil ediyorsa dava açma konusunda zamanaşımı süresini TCK’da bu suç için belirlenmiş olan zamanaşımı süresi belirler. TCK uyarınca belirlenen zamanaşımı dava devam ederken geçmiş olsa dahi bireylerin manevi tazminat davasına başvurmalarına bir engel bulunmaz. Burada devreye uzamış dava zamanaşımı girecektir.
  • Tazminat davasına konu olan fiillerin çok büyük bir kısmı hukuk sisteminde haksız fiil olarak tanımlanan durumlardan ortaya çıkmaktadır. İş kazası, doktor ihmali veya doğrudan suç işlenmesi nedeniyle ortaya çıkan haksız fiil durumlarında zamanaşımı süresi kişinin fiil ve fail hakkında bilgi sahibi olmasından itibaren 2 yıl ve fiil ile failin sonradan öğrenilmesi hallerinde en nihayetinde 10 yıldır. Fiilin suç olması durumunda TCK’da hükmedilen zamanaşımı süresi daha fazla ise fazla olan zamanaşımı dikkate alınır.
  • Evlilik birliğinin sonlandırılması sonrasında manevi tazminat davası açmak isteyen eşler için belirlenmiş zamanaşımı süresi 1 yıldır. 1 yıl boşanmanın resmen kesinleştiği andan itibaren işlemeye başlar.
  • Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin ihlal edilmesi sonrasında manevi tazminat açılabilmesi adına belirlenmiş zamanaşımı 10 yıldır.
  • Trafik kazaları haksız fiil başlığı altında düzenlenmiş bir eylem olsa da Karayolları Trafik Kanunu çerçevesinde trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası açma süresi ayrıca belirlenmiştir. Bu nedenle trafik kazalarından kaynaklanan ve ciddi manada elem duymanıza neden olan durumlarda manevi tazminata başvurmak için kazanın gerçekleştiği ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl; fiil ve failin sonradan öğrenilmesi durumunda ise her halükarda 10 yıl olarak kabul edilir.

Manevi Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Tazminat davası açma hakkı haksız yere gerçekleşen eylemler nedeniyle açılan davalar olduğundan bu davaları açmaya hak sahibi olan kişiler haksız eylemden etkilenen bireyler olur. Burada davayı açmaya hak sahibi olan kişiler doğrudan eyleme maruz kalanlar olabileceği gibi eylemden etkilenen ve yaşamını kaybeden bireylerin yakınları da olabilmektedir. Örneğin; iş veya trafik kazası sonrasında babasını kaybeden bireyler manevi anlamda çok ciddi etkilendikleri iddiası ile manevi tazminat davası açma yoluna başvurabilirler. Ölüm nedeni ile maddi tazminat davası da açılabilir. Ancak maddi tazminat davalarında en önemli nokta ölen kişinin anne ya da babasına maddi bir destek sağlamasıdır. Bu durumun kanıtlanamaması durumunda tazminat davasının kazanılabilmesi mümkün değildir. Ölenin davayı açacak olan kişiye herhangi bir maddi desteğinin olmaması durumunda ise manevi tazminat davası açılır.

Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılabilir?

Manevi tazminat davaları; yaralanma, ölüm ya da üzüntüye neden olan farklı konular nedeni ile eylemi gerçekleştiren tüzel ya da gerçek kişiler karşı açılabilmektedir. Haksız fiiller söz konusu olduğunda manevi tazminat davası fiili gerçekleştiren kişiye karşı açılır. Ancak bazı durumlarda haksız fiili işleyen kişi ile birlikte farklı kişilerde manevi tazminat davalarına konu olabilmektedir. Örneğin, haksız fiili işleyen kişi ile bir iş ilişkisi içerisinde olan iş veren iş sebebi ile verilen zarardan sorumludur. Bunun yanı sıra trafik kazası ile üçüncü kişilere zarar veren aracın şoförü ile beraber araç sahibi de olaydan sorumlu tutulur. Bu durum hukukta tehlike sorumluluğu olarak adlandırılmaktadır.

Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Manevi tazminat davalarının da manevi tazminatın nasıl belirlendiği ile ilgili teknik bir hesaplama bulunmamaktadır. Manevi tazminat tutarı kanunda belirlenen kriterler göz önüne alınarak hesaplanır. Manevi tazminat tutarını belirleyen kriterlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • Somut durum özellikleri
  • Tarafların mali durumları
  • Tarafların kusurları ve bu kusurların ağırlığı
  • Oluşan manevi zararın büyüklüğü
  • Meydana gelen olayın tarihi itibari ile paranın satın alma gücü

Manevi tazminat olarak belirlenen tutar ile tazminat sorumlusunun fakirleştirilmemesi ve tazminat alacaklısının da zenginleştirilmemesi gerekmektedir. Hakim, yukarıda ki kriterlere uygun bir şekilde tazminat tutarı belirler. Örneğin, parmağını kaybeden bir kişinin mağduriyet derecesi ile kolunu kaybeden bir kişinin mağduriyet derecesi aynı değildir. Bu nedenle hakimin iki olay için farklı tazminat tutarlını belirlemesi gerekir. Bu sayede tutarlı ve adaletli bir miktar belirlenmiş olur.

Manevi Tazminat Davaları Ne Kadar Sürer?

Manevi tazminat davaları; tarafların dinlenmesi, taraf iddialarının ileri sürülmesi, mağduriyet oranı tespiti, zararın hesaplanması, kusur tespiti gibi aşamalardan meydana gelir. Tazminat davalarına bakan mahkemeler, her aşaması da gereken tespitleri yaparak tarafların itiraz ve iddiaların dinlenmesi son derece önemlidir. Örneğin, bilir kişi tarafından tespit edilmiş olan kusurlara tarafların itirazı olması durumunda taraflar mahkemeye itiraz eder ve itiraz değerlendirilir. Mahkemenin itirazı yerinde görmesi durumunda dava tekrar bilir kişiye iletilir. Söz konusu aşamalarda tarafların itirazları ve diğer işlemler mahkemenin süresini doğrudan etkilemektedir. Manevi tazminat davaları genellikle 1.5 ile 2 yıl arasında sürmektedir. 

Manevi Tazminat Davası Dilekçe Örneği

(YETKİLİ)……. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

DAVACI                        : ………………. (T.C: ………………)

                                          Adres:
VEKİLİ                         : Av. (Anadolu Hukuk Bürosu)

DAVALI                        : ………………. (T.C: ………………)
                                          Adres:

KONU                            : Maddi ve manevi tazminat taleplerimizi içerir dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR        : Yaşanan olaya dair açıklamalar liste halinde yapılır.

HUKUKİ DELİLLER : bilirkişi incelemesi, tanık, yemin ve her türlü yasal delil.

HUKUKİ SEBEPLER : BK, HMK ve ilgili diğer yasal mevzuat.

İSTEM                           : Dava sonucuna yönelik istemler sıralanır.

Sıkça Sorulan Sorular

İftiraya Uğrayan Kişi Tazminat Davası Açabilir Mi?

Evet. İftiraya uğrayan kişiler tazminat davası açabilmektedir. Tazminat davasında belirlenecek tutar iftiranın derecesine ve kişilerin mağduriyetine göre belirlenmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. İftira ayrıca bir ceza davasına da konu olabilir yani iftiraya uğrayan kimse savcılığa şikâyet etmesi ve yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucu iftira kanıtlanırsa fail cezalandırılır ayrıca mağdurun iftira sonucu elem, kederden ötürü de tazminat davası açması mümkündür.

İftira Suçunun Cezası Nedir, Kaç Yıldır?

İftira suçunun cezası 3 yıl ile 7 yıl arasında değişkenlik gösterir. Verilen cezanın durumuna göre hapis cezası paraya çevrilebilmektedir.
İftira suçu TCK’ da adliyeye karşı suçlar başlığı altında düzenleme altına alınmış bir suçtur. İlgili hükme göre önce suçun temel hali düzenlenmiş daha sonra ise nitelikli hali düzenleme altına alınmıştır.
1-İşlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2-Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
Görüldüğü üzere kanunda temel halinin işlenmesi halinde 1-4 yıl ceza öngörülmüş. Nitelikli halinin varlığının yarı oranında artırımın olacağı belirtilmiştir.

Adli Para Cezası Neye Göre Hesaplanır?

Adli para cezası hesaplanırken suça göre cezanın alt ve üst sınırları dikkate alınır. Cezanın alt ve üst sınırının belli olmaması durumunda adli para cezasının en alt sınırı 5 gün iken üst sınırı ise 730 gün şeklindedir. Bunun yanı sıra kişilerin sosyal ve ekonomik durumları da göz önüne alınır.
Adli para cezası TCK ile düzenleme altına alınmıştır. Hesaplama yapılırken suça göre suçun en alt ve en üst sınırı dikkate alınır. Suçun alt ve üst sınırının belli olmamamsı durumunda alt sınır 5 gün iken üst sınırı 730 gün oluşturur.

Hakaret davası kaç para cezası ne kadar?

Hakaret suçunda 3 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası vardır. Suçun mağduriyeti, hakaret eden kişinin durumu gibi kriterler göz önüne alınarak adli para cezası belirlenir.
Hakaret davası TCK ile düzenleme altına alınmıştır. Teknolojinin de gelişmesiyle ispat vasıtalarının çeşitlenmiş ve bu davanın görülme sıklığı artmaya başlamıştır. Bu davanın temel şeklinin cezası kanun 3 aydan iki yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür. Nitelikli halleri bakımından ise
1-Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
2-Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
3-Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
Üç durumdan herhangi birinin varlığı halinde cezası bir yıldan az olamaz.

Adli para cezası kaç gün içinde ödenir?

Adli para cezasının 30 gün içerisinde ödenmesi gerekir.

Adli para cezası ödenmezse ne olur?

Adli para cezası çeşitli adli suçların karşılığı olarak hapis cezasının para cezasına çevrilmesi durumunu ifade eder. Adli para cezaları belirtilen sürede ödenmesi gereken ve ertelenemeyecek cezalardır. Bu cezaların ödenmemesi durumunda ödenmeyen kısma denk gelen gün kadar hapis cezası kararı verilir.

Adli para cezası memur olmaya engel mi?

Adli para cezasına çarptırılan kişiler için en çok merak edilen konu adli para cezası memuriyete engel mi sorusudur. Ancak kanunda açıkça ifade edildiği üzere adli para cezası memur olmaya engel değildir.

Adli para cezası adli sicile işlenir mi?

Adli para cezası da nitelik olarak adli cezalar ile aynıdır. Bu nedenle bireylerin aldığı adli para cezaları adli sicile işler.

Adli para cezası sicilden silinir mi?

Adli sicil kayıtları kanun gereğince kendiliğinden silinir. Adli sicil kaydı çeşitli sebeplerle silinmemiş bireyler dilekçe ile kaydın silinmesini talep edebilir.

Sabıka kaydı (Adli arşiv kaydı) kaç yılda silinir?

Sabıka kaydı veya adli arşiv kaydının silinmesinde genel süre 5 yıldır. Ancak mahkemece kaydın daha uzun bir süre kayıt altına alınmasının sağlanabildiği durumlar da vardır. Böylesi durumlarda sicil kaydı 15 ila 30 yıl arasında kayıtlı kalır. Adli sicil kaydı ya da sabıka kaydının silinmesine neden olan bir diğer durumda kişinin ölmesidir.

Hakaret Suçu

Hakaret Suçu – Sövmek Suretiyle Hakaret, Onur, Şerefe Saldırmak

Kişilerin şahıslarına yönelik olarak sarf edilen halk arasında küfür olarak tabir edilen sözler, cümleler Türk Ceza Kanunu (TCK) M.125-131 arasında Hakaret Suçu olarak düzenleme altına alınmıştır. İlgili maddelere bakıldığında bu suç iki farklı şekilde işlenilebileceği göze çarpmaktadır.

  1. Somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi
  2. Sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak

Hakaret suçunun oluşması için mağdurun belirli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. Kişinin kullandığı cümlenin içinde mağdurun ismi geçmese dahi kimin için söylendiğinin anlaşıldığı durumlarda da hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilir.

            Hakaret suçunun oluşumu, isnat edilen somut fiil veya olgunun kişinin onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olmasını; sövmenin ise kişinin onuru, şerefi ve saygınlığı için saldırı oluşturmasını gerektirir. Bu niteliklere sahip olmayan sırf yakınma, serzenişler hakaret suçu kapsamına girmez. 

            Suçun oluştuğundan bahsedebilmemiz için isnat gerçekleşmiş bir olay veya vaka ile bağlantıya sahip olması gerekmektedir. Gerçek olsa da olmasa da kişiye bili bir fiili işlediği veya belli bir olayın içinde yer aldığı izafe edilmelidir.  Burada bahse konu fiil olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. İsnat edilen olgu veya fiilin hakaret suçunu oluşturması için bunun mümkün, algılanabilir, inanılabilir bir hususa ilişkin olması gerekmektedir. Kısacası gerçekliğe uygun olması gerekmektedir.

Örnek:

  1. Bir kişinin başka bir kişiye bu tacizcinin tekidir demesi. (Sövme)
  2. C kişisinin A’nın taciz edilmesinden sorumlu kişi B’dir demesi. (Olgu İsnadı)

Sövmek Suretiyle Onur, Şerefe Saldırmak

            Bu kapsamda suçun oluştuğundan bahsedebilmemiz için sövme, kişinin onuruna, şerefine ve saygınlığına yönelik olumsuz değer yargılarında bulunmayı ifade etmektedir. Burada somut bir olgu isnadı bulunmamaktadır soyut bir şekilde mağdurun onur, şerefine yönelik olgu isnadı veya yakıştırmalar söz konusu olmaktadır. Kişinin kötü huyları, bedeni engelleri , hastalıklarını söylemek bu kapsamda suç oluşturmaktadır.

Örnek:  (A) kişisinin (B) kişisine serseri, hayvan, mal, köpek, kel, topal, kör, AİDS’li, fahişe, sövme kapsamında suç oluşturmaktadır.

            Önemle belirtilmelidir ki sövmenin belirli bir kalıbı yoktur. Yazı, resim, söz, işaret, hareket ile bu fiili işlemek mümkündür. Yukarıdaki örneklerden farklı olarak ise yüze tükürmek de hakaret suçunu oluşturur ve burada eylemli hakaretten bahsedilebilir.

Huzurda ve Gıyapta Hakaret

            Hakaret suçundan bahsedebilmek için yukarıda anlatılan fiillerin açıkça veya zımnen açıklanması gerekmektedir. Suçun oluşması için yukarıda bahsedilen fiillerin mağdurun veya üçüncü şahsın bilgisine ulaşması gerekmektedir. Kişinin kendi kendisine konuşması veya şahsi bir defterine vb. eşyasına notlar alması bu suçu oluşturmaz. Kendi kendine konuşmaların veya not almanın mağdura veya üçüncü kişilere ulaşması da açıklama kastı olmadığından dolayı suçu oluşturmaz.

            Hukukumuzda Hakaret suçunun mağdurunda huzurunda ve gıyabında işlenmesi bakımından farklılık söz konusudur. Gıyapta işlene hakaret suçu kapsamında cezalandırılması için fiilin en az üç kişiyle ihtilat şartının varlığı gerekmektedir.

Huzurda Hakaret

            Yazımızın başında anlatılan fiillerin mağdurun buna doğrudan vakıf olabileceği şekilde işlenmesi durumunda huzurda hakaret vardır. Burada önemle belirtilmelidir ki huzurda hakaretin söz konusu olması için illa yüz yüze gelmek gerekmemektedir.Alt kat komşusunun üst katta oturan komşusuna; mağdurunda duyması kastıyla yüksek sesle kendi evinde  hakaret etmesi örnek teşkil eder. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere mağdurun bulunduğu ortamda icra edilen hakaret teşkil eden söz ve fiiller onun tarafında işitme veya görme engeli nedeniyle işitilmese veya görülmese dahi huzurda hakaret oluşur.

            Kanuna bakıldığında ‘’fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi’’ huzurda hakaret sayılmıştır. Buna göre vasıta ne olursa olsun sesli,yazılı,görüntülü, mesajla gerçekleştirilen somut bir fiil veya olgu isnatları huzurda hakaret sayılır. İletinin doğrudan doğruya mağdura gönderilmesi burada önem taşımaktadır.

Gıyapta Hakaret

            Mağdurun doğrudan mağdur olmadığı durumda gıyapta hakaretten bahsedilir. Gıyapta hakaretten bahsedebilmemiz için yazımızda bahsedilen fiillerin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesini aramıştır. İhtilat sözlükte ‘’karşılaşıp görüşme’’ şeklinde tanımlanmaktadır. İhtilatı , hakaret suçu bakımından toplu veya dağınık halde bulunan en az üç kişiyle görüşerek, onların isnat edilen fiil veya olguyu öğrenmelerini sağlamak şeklinde anlamak gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken husus fail üç farklı kişiyle görüşerek bu fiili işlemesi gerekmektedir. Aynı kişiyle üç defa görüşüp gıyabında konuşması hakaret suçunu oluşturmayacaktır. Ayrıca ihtilat edilen üç kişinin aynı ortamda bulunmasına gerek yoktur. Farklı ortamda bulunan üç kişiyle de ihtilat unsuru gerçekleşebilir.

            Hakaretin asgari üç kişiye ileti yoluyla gönderildiği veya hakareti ihtiva eden iletinin üçüncü kişilere yayması için bir kişiye gönderildiği ve bu kişi tarafından yeterli sayıda kişilere yayılması durumunda da hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilebilecektir.

İleti Yoluyla Hakaret Suçu (whatsapp, sms, mektup, e-mail, faks, telefon konuşması)

            Yazımızın daha önceki bölümlerinde açıklandığı üzere hakaret suçunun işlenmesi bakımından gıyapta-huzurda ayrımı yapılmaktadır. İleti yoluyla işlenen hakaret suçu bakımından da bu husus gene önem taşımaktadır. Tekrar belirtmek gerekir ki failin mağdurun şahsına doğrudan yönelmediği durumlarda huzurda hakaretten söz edemeyiz bunu bir örnekle açıklamak istemekteyiz.

Örnek: (A) kişisi (B) kişisi hakkında ortak arkadaşları olan (C)’ye whatsapp uygulaması üzerinden ‘’O şerefsizle görüşmeni istemiyorum.’’ Şeklinde bir mesaj göndermiştir. Bu mesajı şans eseri B’nin görmesi durumunda hakaret suçu oluşmamıştır çünkü ihtilat unsuru gerçekleşmemiştir ayrıca (A)’nın doğrudan (B)’ye yollama amacı bulunmamaktadır.

Unutulmamalıdır ki ileti yoluyla hakaret suçunun “huzurda” oluşabilmesi için iletiyi gönderenin fiili icra ederken mağduru hedeflemesi veya mağdurun fiilini öğrenebileceğini istemesi şarttır.

Hakaret Suçunda Zamanaşımı, Şikayet ve Uzlaştırma

            Hakaret suçunun düzenlendiği kanundaki ilgili maddeye baktığımız zaman

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.

TCK

Hükmüyle karşılaşmaktayız bu hükme göre kalan durumlarda şikâyet bakımından suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde şikâyet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde şikâyet hakkını kaybeder. Şikâyet hakkı, en geç dava zamanaşımı süresi içinde kullanılmalıdır.

            Hakaret suçunun nitelikli hali bakımından şikayet unsuru aranmamaktadır bundan ötürü herhangi bir şikayet süresi yoktur. Cumhuriyet savcısı re’sen soruşturma başlatır.

            Mevzuat gereği takibi şikâyete bağlı olan suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma yoluna gidilip gidilmediği hem soruşturma evresinde hem de kovuşturma evresinde dikkat edilir. Bundan dolayı hakaret suçunun basit hali bakımından uzlaştırma yoluna gidilmesi zorunludur. Uzlaşma sağlanamazsa soruşturma veya kovuşturma evresine devam edilmesi gerekmektedir. Kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikâyete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında değildir.

İnternet Üzerinden Küfür Edildi Ekran Görüntüsü(Screenshot) Alsam Olur Mu?

            Önemle belirtilmelidir ki burada sorulan soru tamamen delil ve ispat konusuyla alakalıdır. Daha önce de anlatıldığı üzere fail tarafından ileti yoluyla işlenen Hakaret suçunu ispat etme noktasında ekran görüntüsü bakımından Yargıtay kararlarına baktığımızda

T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/19577 K. 2014/1926 T. 05.02.2014         ‘’ Elektronik Ortamdaki Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi Veriler ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar Diğer Delillerle Desteklendiklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınabileceği’’ hükmetmiştir.

            Yalnızca ekran görüntüsünün alınması durumunda bu delil olarak değerlendirilemeyecektir. Bundan dolayı ilave delillerle desteklenmesi gerekir. Başka bir şekilde delil elde etme durumu yoksa E-TESPİT yoluna gidilmesi gerekmektedir. 

E-TESPİT Nedir ve Nasıl Yapılır?

             1 Mart ile birlikte 2016’da yürürlüğe giren “Noterlik İşlemlerinin Elektronik Ortamda Yapılması Hakkında Yönetmelik Noterler tarafından elektronik ortamda tespit yapılabilmesine imkan getirilmiştir. Getirilen düzenleme sayesinde hukuki dayanağı olmayan ekran görüntülerinin yerini E-TESPİT tutanakları alacaktır ve kişilere ispat kolaylığı sağlayacak.

            Bu işlemin nasıl yapılacağı akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Bahsi geçen yönetmeliğin 5. Maddesinin 6. Fıkrasının c bendine göre “Tespit edilecek veri internet ortamında ise tespit işlemi TNBBS kullanılarak yapılır.” Aynı yönetmelikte TNBBS ise  Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemi olarak tanımlanmıştır. Türkiye Noterler Birliği resmi internet sitesine giriş yapılarak “E-Tespit Portal” sekmesi üzerinden öncelikle üyelik gerekmektedir. Üyelik işlemi akabinde tespiti yapılması istenen verinin bulunduğu internet sitesi adresi girilerek istenilen verinin ekran görüntüsü alınacaktır. Tespit talebinde bulunulması ile sistem söz konusu verileri arşive kaydederek talepte bulunan kişiye başvuru numarası vermekte ve kişi bu başvuru numarası ile birlikte sistem üzerinden seçmiş olduğu notere giderek işlemi tamamlattırmaktadır. Tespiti gerçekleştirilen veri internet üzerinden silinse dahi işbu tespitin yapıldığı anda mevcut olduğu ispatlanabilecektir.

 Yazımızın tamamında mümkün olduğunca Hakaret Suçunun unsurlarını ve karşılaşıldığında neler yapılabileceğini anlatmaya çalışıldı fakat bütün bu süreçlerin bir ceza avukatıyla takip edilmesi işlemlerin sağlığı ve istenen neticenin alınması bakımından önem arz etmektedir. Böyle bir durumla karşılaşmanız durumunda iyi bir avukata başvurmanızı tavsiye ederiz.

Yargıtay Kararları Işığında Hakaret Suçu Sayılmayan Sözler

‘’Dört gözlü’’ Kişinin gözlüklü olduğunu ifade eder suçun unsurları oluşmamıştır.

‘’Beceriksiz herif, meziyetsiz, karaktersiz..’’   Kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

 ‘’Dinsiz, imansızlar’’ müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığının

‘’Terbiyesiz herif’’ Onur şerefi rencide edecek boyutta olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Sen aciz zavallı bir insansın şu haline bak’’ İzmir BAM 12. CD 2018/3903E-2019/706K

‘’Şizofren hastasısın, iki ruhlusun, doktora git’’ onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı

‘’Sen ne karışıyorsun lan’’ Kaba hitap tarzı var. Onur,şeref rencide edecek düzeyde değil.

‘’Çingene’’ Onur, şerefi rencide edecek düzeye varmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Ananı avratını sinkaf edeceğim’’ Burada asıl suç tehdittir. Hakaret tehdit suçunun içinde erir.

‘’Haddini aştın fazla ileri gittin, sen insan mısın?’’ Onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Siz çetesiniz defolun gidin, vicdansızsınız’’ Somut olayda ağır eleştiri olarak değerlendirilmiştir ve rencide edecek düzeyde olmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Tutanak tutmazsanız adam değilsiniz’’ Kaba söylem olarak değerlendirilmiş ve onur, şerefi rencide edecek düzeyde olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Hakime siz açıkça taraf tutuyorsunuz’’ demek,mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, uğranıldığını düşündüğü haksızlığı dile getirmeye yönelik bir yakınma ve ağır eleştiri niteliğinde olduğuna kanaat edilmiştir.

 Emniyette dışarıda beklemesi gerektiği söylenen sanığın ‘’sinkaf ederim böyle düzeni de yeri de’’  hakaretin oluşması için sözlerin belirli veya belirlenebilir kimseye yönelmesi gerekir sözlerin mağdurları hedef almayıp onların onur, şeref ve saygınlıklarına yönelik bir saldırı niteliğinde olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Eğitimsiz tecrübesiz teknolojiden anlamayan’’ ağır eleştiri niteliğinde olup katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Lanet gardiyan’’ Nezaket dışı kaba hitap tarzı olup, sövme, somut bir fiil ya da olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceği, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurları oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’ İcra takibi esnasında bu evden mal kaldıracak damın anasını avratını sinkaf ederim.’’ Burada memura mukavemet suçu oluşur hakaret bu suçun içinde erimektedir.

‘’Doktora artistlik yapma hastaya bak bu senin görevin’’ kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Polise karşı lan polis oldunuz da ne oldunuz senin psikolojin bozuk ‘’ kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

Kaynakça

Profesör Dr. Mahmut KOCA- Profesör Dr. İlhan ÜZÜLMEZ Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler kitabı 4. Baskı

Türk Ceza Kanunu- Ceza Muhakemesi Kanunu- Noterlik Kanunu ve Noterlik İşlemlerinin Elektronik Ortamda Yapılması Hakkında Yönetmelik

Don`t copy text!