İstanbul'dayız

Üsküdar, İstanbul

Eposta Adresimiz

anadoluavukatofisi@gmail.com

Telefon Numaramız

0538 843 37 77

Kategori

Kategori arşivi Tazminat Hukuku

Manevi Tazminat Davası

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davası

Trafik kazası; maddi manevi tazminat davası açabilmenize olanak sağlayan ve en az bir adet motorlu aracın müdahil olduğu sonucunda ölüm, yaralanma vb. bedensel zararların ortaya çıktığı ayrıca üçüncü kişilerin de mallarının zarar gördüğü bir durumu ifade eder. Kaza sonrasında ortaya çıkan zararların tazmin edilebilmesi maksadı ile açılan tazminat davalarının ortaya çıkardığı zarara göre maddi veya manevi olarak ileri sürülebileceği söylenebilir.

Trafik kazasının bir haksız fiil oluşturması nedeni ile hukuki bir sorumluluk doğurmaktadır. Trafik kazasının bu anlamda zamanaşımı, mahkeme yetkisi, tazminat gibi pek çok konuda belli başlı sonuçlar doğuracaktır. Bu anlamda zamanaşımı ve mahkeme yetkileri gibi hususların ele alınması gerekir.

Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Trafik kazası sonrasında tazminat davası açılması isteniyorsa davanın ne zaman açılabileceği ve dava açma süresinin ne zaman sona ereceği ile ilgili detayların bilinmesi gerekiyor. Trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açılması isteniyorsa zamanaşımı süresi haksız fiilin gerçekleştiği yani kazanın meydana geldiği an başlar. Zamanaşımı süresinde davacının lehine olan uygulamaların dikkate alınması gerekir.

Tazminat Davasında Esas Zamanaşımı Süresi

Trafik kazası nedeni ile zarar gören kişinin zarar ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi olduğu ifade edilebilir. Durumun sonradan öğrenilmesi halinde kaza anından itibaren her halükârda zamanaşımı süresi kaza anından itibaren 10 yıldır.

Ceza Zamanaşımı Süresi

Trafik kazası sonucunda bir ölüm meydana gelmişse ceza zamanaşımı sürelerinin uygulandığı ifade edilebilir. Yaralama veya öldürme durumlarında suçun taksirle işlendiği kabul edilir. Bu durumlarda ceza kanunundaki zamanaşımı süreleri dikkate alınır.

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Trafik kazası yaşanması durumunda kimlerin tazminat davası ileri sürebileceği açıkça belirlenmiştir. Bu anlamda kaza sonucunda zarara uğrayan kişiler doğrudan maddi veya manevi tazminat davası açabilir. Kişinin iş gücü kaybı yaşaması ve bu nedenle gelirinde azalma olması nedeni ile maddi tazminat davası açabileceği kabul edilirken manevi olarak uğradığı zararların karşılanması adına da manevi tazminat davasına başvurulması gerektiği söylenebilir.

Trafik kazasının meydana gelmesinden sonra kişinin ağır bir bedensel zarar görmesi halinde kazazedenin yakınları da manevi tazminat davası açabilecektir. Hayati fonksiyonların yerine getirilmesinde sorunlar olarak kabul edilen ağır bedensel zararların uzuv kaybı olarak da ifade edilebileceği söylenebilir.

Trafik kazası sonrasında kazazedenin ölmesi halinde kişinin yakınları hem maddi hem de manevi tazminat davası açabilir. Burada esas alınan nokta kişilerin maddi ve manevi destekten yoksun kalmalarıdır. Tazminatın ileri sürülebilmesi adına kişilerin destekten yoksun kaldığının kanıtlanması elzemdir.

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılabilir?

Haksız bir fiil olarak değerlendirilen trafik kazalarının maddi ve manevi tazminat davası oluşturması esnasında davalı olarak görülen kişiler haksız fiilin oluşmasına neden olan kimselerdir. Dava genellikle faile açılıyor kabul edilse de failin dışında sorumlular olduğunu da ifade etmek muhtemeldir. Trafik kazası sonucunda ölüm, yaralanma veya mal kaybı yaşanması halinde aşağıdaki kişilere/kurumlara karşı maddi veya manevi tazminat davası acıkabilmektedir.

Araç Sürücüsü: Trafik kazasında kusurlu olan ve fail vasfına sahip kimselere karşı tazminat davası açılabilmektedir.

Araç Sahibi: Araç sahibi de kural olarak araç işleteni vasfına sahip olabileceğinden trafik kazalarından sonra araç sahiplerine de tazminat davası açılabilmesi mümkündür.

Araç İşleteni: Trafik kazasında yer alan aracın işleteni vasfını taşıyan kimseler de ortaya çıkan zararlardan sorumludur. Trafik tescil kayıtlarına göre araç sahibi aynı zamanda aracın işleteni vasfına sahiptir. Ancak bunun aksini ispat eden araç sahipleri işleten vasfı ile maddi ve manevi tazminat ödemekten kurtulabilirler. Bu noktada araç sahibinin araç üzerindeki hakları devrettiğini kanıtlaması gerekir.

Sigorta Şirketi: Trafik kazasında yer alan aracın Trafik Sigortası ya da Kasko Sigortasını yapan Sigorta Şirketi de maddi ve manevi tazminat davasının tarafı olabilecektir. Ölüm, yaralanma ve diğer zararlardan sorumlu tutulan sigorta şirketleri zararları karşılar.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme

Ölüm veya yaralanmanın söz konusu olduğu trafik kazalarında maddi ve manevi tazminat davasında birden fazla yetkili mahkeme olabileceğini söylemek gerekir. Trafik kazası sonrasında davaya bakmaya yetkili mahkemeler şu şekildedir;

  • Davalıların ikametgâh adresinde bulunan mahkemelerde tüm davalılar hakkında hem maddi hem de manevi tazminat davası açılabilmektedir,
  • Trafik kazasının olduğu yer mahkemesinde tazminat davası açılması söz konusu olur,
  • Trafik kazası nedeni ile açılacak tazminat davalarında davacının ikametgâh adresindeki mahkemede de dava açılabilir,
  • Trafik sigortası şirketinin merkez şubesinin bulunduğu yerdeki mahkemede de hem maddi hem de manevi tazminat davası açılması mümkündür.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Görevli Mahkeme

Ölüm veya yaralanma durumlarında açılacak olan trafik kazalarında ister maddi ister manevi tazminat davaları için Asliye hukuk Mahkemesi’ne başvurmanız gerekir. Sigorta şirketine karşı açılacak olan davalarda ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Asliye Ticari Mahkemesi’nin görevli olmasının temelinde sigorta şirketi ile ticari ilişkinin varlığı söz konusudur.

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davalarında Hangi Zararlar Tazmin Edilebilir?

Ölümlü trafik kazası tazminat davaları; tazminat davalarının maddi ve manevi türleri olarak kabul edilir. Ölümün söz konusu olması halinde ise aşağıdaki zararların tazmin edilmesi söz konusu olacaktır.

Manevi Tazminat: Kazazedenin yakınları yaşadıkları kayıp nedeni ile duydukları acıya karşılık manevi tazminat talep edilebilir. Ayrıca ölen için harcanan cenaze giderleri ve ölüme kadarki tedavi giderleri de tazmin edilebilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazasında ölen kişinin akrabaları kaza sonrasında destekten yoksun kalma konusunda tazminat talep edilmesi mümkün olacaktır. Bu tazminat davası kazazedenin ölmesinden kaynaklı olarak maddi açıdan destekten yoksun kalınması nedeni ile talep edilir. Destekten yoksun kalan kimseler desteklenecek olan sürenin muhtemel hesaplanması ile maddi olarak desteklenir.

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davasında Öne Sürülebilecek Zararlar

Yaralanan kişi tarafından maddi ve manevi olarak açılacak tazminat davalarında kazazedenin yakınları kesinlikle dava açamazlar. Burada tek istisna ağır bedensel bir yaralanmanın ortaya çıkmasıdır. Yaralanma ile sonuçlanan tazminat davalarında aşağıdaki zararların tazmin edilmesi mümkün olur.

Manevi Tazminat

Kazazede, yaralanma durumunun ortaya çıkması sonrasında manevi tazminat talep etmesi söz konusu olur. Yaralının yakınları ancak ve ancak ağır bedensel zararlar ile karşı karşıya kalınması halinde tazminat davası açabilir. Yaralanan kişilerin her türlü tedavi giderleri tazmin edilebilir. Yaralanan kişinin kazanç kaybı yaşanması sonrasında tazminat talep edilebileceği gibi çalışma gücünün azalmasından dolayı da tazminat talep edilebilir. Ekonomik olarak geleceğin sarsılmasından dolayı da tazminat talep edilebilir.

Trafik Kazası Durumunda Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?

Ölüm ya da yaralanma ile sonuçlanan trafik kazaları sonrasında amaç zarara uğrayan kimselerin manevi olarak huzur bulmasına imkân sağlamaktır. Tazminatın hedefi bir zenginleşme sağlamayı amaçlamak değil aksine zararın engellenmesine yardımcı olmaktır. Mahkemenin manevi olarak tazminata hükmetmesi esnasında şu detaylara dikkat ettiği bilinir;

  • Tarafların ekonomik ve sosyal açıdan durumları,
  • Kazanın meydana gelme şekli,
  • Tarafların kazadaki kusur durumları,
  • Borçlar Kanunu Madde 4 uyarınca Hak ve Nefaset Kuralları

Mahkemeler tarafından manevi tazminatın belirlenmesi esnasında davacının mağdur edilmesi durumu görülür. Mahkemelerin karar alma süreçlerinde Yargıtay kararlarını baz alması adil kararlar alınması noktasında oldukça önemlidir.

Trafik Kazalarında Maddi Tazminat Hesaplaması

Trafik kazalarından sonra karşılaşabileceğiniz zararların tazmin edilebilmesi adına hesaplamanın çok detaylı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Hesaplama esnasında kişinin yaşı, kaç yaşına kadar çalışabileceği, maaşı ve maluliyet oranı dikkate alınır. Tüm bu değerler baz alınarak yapılan hesaplamalar sonrasında doğru bir sonuç elde edilerek tazminata hükmedilir. Sizin durumunuza özel olarak bazı konular farklılık gösterebilir. Bundan dolayı hukuk ofisimizdeki uzman bir avukata sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Avukat Hakan Taşdemir

Trafik Kazası Kırık Tazminat

Trafik kazaları; ülkemizde en sık yaşanan ve insanların canlarını kaybetmelerine neden olan elim durumlardır. Kazaların gerçekleşmesi hiç istenmeyen durumlar olsa da trafik kazası kırık tazminat konusu bir kazada kemiklerinden herhangi birinde kırılma meydana gelen kimselerin merak ettiği konular arasındadır.

Trafik; belirli kurallara riayet edilmesi gereken bir ortamı ifade ederken burada kanun koyucu tarafından belirlenen kurallara uymamak çeşitli yaptırımlara tabidir. Ancak insan yaşamını doğrudan veya dolaylı şekilde etkileyecek olan trafik kazalarında yaptırımların boyut değiştirdiği kabul edilir. Bu anlamda yaralanmalı trafik kazalarında taksirli yaralama suçunun işlendiği kabul edildiğinden kusurlu sürücüye 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası verilir.

Trafik kazasında kırık meydana gelmişse bu ceza yarı oranında arttırılır. Ayrıca kişi hem maddi hem de manevi tazminat davası açarak yaşadığı maddi ve manevi kayıpları tazmin edebilir. Tazminat ödeyecek olan taraf Zorunlu Trafik Sigortası’nın yaptırıldığı sigorta şirketidir.

Tek Taraflı Trafik Kazası Yolcu Tazminatı

Trafiğin olağan akışı içerisinde kusurlu bir sürücünün aracındayken kaza yapmak ile başka bir araçtayken kusurlu sürücünün size çarpması aynı durumu ifade eder. Bu nedenle tek taraflı trafik kazası yolcu tazminat konusu bireylerin en çok merak ettiği konulardan bir tanesi olmaktadır.

Otobüs, dolmuş veya taksi gibi sürücüsünün siz olmadığınız durumlarda bir kaza meydana gelmesi durumunda yolcu vasfı ile uğradığınız zararları tazmin etmek için sigorta şirketine başvurmanız gerekir. Bu durumda içinde bulunduğunuz aracın sürücüsünün kusurlu olup olmaması noktasında herhangi bir inceleme yapılmaz. Zira sigorta zarar gören taraf olarak sizin zararınızı tazmin etmek durumundadır.

Söz konusu olayla ilgili tek istisna sürücü ile ilgilidir. Tek taraflı kazalarda yolcular sigorta şirketinden tazminat alabilirken sürücünün kendisi kusurlu olduğundan dolayı sigorta şirketinden mal zararları ile ilgili tazminat talep etmesi söz konusu olmaz. Sürücünün kusurlu olması durumunda talep edeceği tazminat sadece can zararları ile alakalı olabilir.

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davası

Trafik kazaları Türkiye’de insan ölümlerine en çok neden olan olaylardan bir tanesi olurken ölen birey sayısından çok daha fazlası yaralanmalı trafik kazasına karışır. Bu durumda bir uzvunu kaybeden veya belirli bir süre boyunca çalışamayacak durumda olan bireyler yaralanmalı trafik kazası tazminat davası ile ilgili araştırmalar yaparak yaşadıkları kayıpları tazmin etmeyi arzularlar.

Yaralanmalı trafik kazası sonrasında yaralanan kişi tarafından açılan davalar maddi ve manevi olmak üzere iki kısımda incelenir. Tazminatın manevi boyutu hem yaralanan kişi hem de yaralanan kişinin yakınları tarafından talep edilebilirken maddi tazminat davalarında talep sadece yaralanan kişiden gelebilir. Bu anlamda yakınların maddi tazminat davası açması durumu mümkün olmaz. Manevi tazminat hem kişinin kendisi hem de kişinin yakınları tarafından açılabilirken yakınların manevi tazminat talep edebilmesi için kişinin bir uzuv kaybı yaşaması veya bedensel olarak ağır bir yara alması gerekir.

Yaralanmalı trafik kazası tazminat davası esnasında maddi açıdan talep edilecek zararlar ise şu şekilde sıralanabilir;

  • Yaralının tedavi giderleri,
  • Yaralının yaşadığı kazanç kayıpları,
  • Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar,
  • Ekonomik gelecek ile ilgili kayıplar tazminat konusunu oluşturabilir.

Yaralamalı Trafik Kazası Cezaları

Kanun koyucu tarafından çizilmiş sınırlar çerçevesinde trafikte belirli kurallara uymanız gerekir. Kurallara uymamanız size para cezası olarak geri dönebileceği gibi zaman zaman sürücülerin kurallara uymaması nedeni ile yol açtığı nitelikli haller dava süreci ile devam eden durumların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu durumda yaralanmalı trafik kazası cezaları gündeme gelir.

Trafik kazaları taksirli işlenen suçlar kapsamında değerlendirildiğinden trafikte seyrederken bir veya birden fazla bireyin yaralanmasına sebep olan bir kazaya yol açan sürücü hakkında taksirle yaralama davası açılır. Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen bu suçun cezalarını aşağıdaki şekilde incelemek gerekir;

  • Bir başkasının vücudunda acı veren durumlara neden olan veya sağlığın ya da algılama yetisinin bozulmasına taksirle neden olan kişilere 3 ay ila 1 yıl arasında hapis cezası verilir.

Taksirli işlenen suçlarda aşağıdaki hallerin var olması ceza miktarının yarı oranında arttırılmasına neden olur.

  • Duyu ve organların birinde sürekli işlev kaybı,
  • Kemik kırılmaları,
  • Konuşmada zorluk,
  • Yüzde kalıcı izler,
  • Yaşamı riske atan durumlar,
  • Hamile kadınların erken doğum yapmasına neden olunması.

Trafik Kazası Sonrası Heyet Raporu

Trafik kazası sonrasında ciddi şekilde yaralanan ve maluliyet durumu ortaya çıkan bireyler için heyet raporu alınması gereklidir. Trafik kazası sonrası heyet raporu olarak da bilinen bu rapor; belirli alanlarda uzmanlaşmış bir doktor grubunun bir araya gelerek karar vermesi esasına dayanır. Raporda incelenen kişinin sadece fiziksel açıdan değil psikolojik açıdan da zarar görüp görmediğidir.

Trafik kazası sonrası heyet raporu almak için bir devlet hastanesine başvurmanız gerekir. Burada tedavi uygulanmasına rağmen olumlu sonuç alınamadığının belgelenmesi sağlanırken heyet raporu sayesinde bireyin sigorta şirketinden tazminat alabilmesi mümkün olur. Sigortanızın ödeme yapması için gerekli olan söz konusu raporu hemen alarak hak kaybı yaşamamaya dikkat etmelisiniz.

Trafik Kazasında Kolum Kırıldı

Trafik kazasında kolum kırıldı ne kadar tazminat alırım sorusu günlük yaşamda karıştığı kaza nedeni ile kolunda kırıklar meydana gelen bireylerin en çok merak ettiği konular arasında yer alır. Trafik kazalarının ölüm, yaralanmalar ve finansal zararlar ile sonuçlanabileceği düşünüldüğünde koldaki kırıkların da tazmin edilmesi gerekir.

Trafik kazasında kolunuzda kırıklar meydana gelmesi durumunda ilk yapmanız gereken şey uğradığınız zararı resmiyete dökmeniz ve bunu sigorta şirketine ibraz ederek tazminat ödenmesini sağlamanızdır. Kolunuzda ortaya çıkacak kalıcı hasar veya trafik kazasında kol kırılması nedeni ile yaşanacak olan finansal kayıplar nedeniyle tazminata başvurmanız gerekir. İş görmezlik nedeni ile hem maddi hem de manevi tazminat alabilirken size tazminat ödeyecek olan Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılması zorunlu olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın tarafı olan sigorta şirketidir.

Trafik kazasında kolum kırıldı ne yapmalıyım sorusu çerçevesinde gerçekleştirebileceğiniz bu işlem maddi kayıplarınızın karşılanması adına gereklidir. Ancak unutulmaması gereken bir durum var ki kolunuzun kurulmasına neden olan kazanın sizin kusurunuzdan mı karşı tarafın kusurundan mı kaynaklandığı çok da önemsenmez. Zira sigorta iki tarafı da korumayı amaçlar.

Yaralamalı Trafik Kazası Sigorta Ödemesi

Trafik kazası gerçekleşmesi durumunda yaralanan kimselerin maddi ve manevi zarar göreceği kabul edildiğinden maddi ve manevi tazminat davası açabileceği ifade edilir. Yaşadığı ekonomik kaybı ve psikolojik etkiyi ortadan kaldırmak isteyen bireylerin en çok merak ettiği yaralanmalı trafik kazası sigorta ödemesi olur. Sigorta şirketleri genellikle mahkeme açılmaksızın ödeme yapmak istese de bu durumda ödenen tutarların mahkemece hükmedilen tutarlardan daha düşük olduğu bilinir. Yaralanmalı trafik kazası sigorta ödemesi almayı planlıyorsanız kesinlikli ilgili mahkemede dava açmalı ve sigorta şirketinden gelen hemen ödeme talebini reddetmelisiniz. Aksi takdirde yaralanmış olmanın yanı sıra az tazminat alarak ikinci kez zarar görmüş olursunuz. Bu ve diğer yazılarımız yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bu konuda danışmak için avukata sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Ölümlü Trafik Kazası Cezaları | 2020 Güncel

Trafik kazaları ülkemizde ve dünyada insan ölümlerine neden olan başlıca etkenlerden bir tanesi olurken ölümlü trafik kazası cezası 2020 de insanların en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Her gün trafikte seyreden milyonlarca araç ve milyonlarca sürücü çeşitli nedenlerle kazalara karışırken hem kendi canlarını hem de diğer sürücülerin canlarını riske atabilmektedirler.

Trafik kazaları sonrasında ortaya çıkan ölüm, yaralanma veya sakatlanma durumlar bireylerin yaşamını ciddi anlamda olumsuz etkiler. Üstelik söz konusu olumsuzluk sadece bireyin kendisini değil aynı zamanda ailesini de etkilediğinden maddi ve manevi tazminat gündeme geliyor. Tazminatın yanı sıra karşı tarafın ölümüne neden olan kimseler açılan adli davalar sonrasında hapis cezası da kaçınılmaz olur. Siz de ölümlü trafik kazası cezası 2020 ile ilgili detayları öğrenmek istiyorsanız yazımızı okumaya devam ederek kafanızdaki soru işaretlerine cevap bulabilirsiniz. Bu konuda bize danışmak isterseniz avukata sor sayfamızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

avukata sor
Avukata Sor | Trafik Kazası Cezaları

Ölümlü Trafik Kazalarında Verilen Cezalar

Ölümlü bir trafik kazasına karıştığınızda nasıl bir ceza ile karşılaşacağınızı merak ediyorsanız öncelikle süreç ile ilgili nasıl bir yol izleneceğini bilmeniz elzemdir. Trafik kazası yaşandıktan hemen sonra dava açmak adına Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmanız gerekir. Bu dava ile ilgilenen mahkeme hem ikamet adresinizdeki Asliye Hukuk Mahkemesi hem de davanın gerçekleştiği yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Trafik kazasında ölüm meydana gelmişse dava Asliye Hukuk Mahkemesi yerine Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılır. Bu davalarınız için bir ceza avukatı ile görüşebilirsiniz. Açılan mahkeme sonrasında dava süreci gerçekleşir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki dava sonunda kişiye verilebilecek en ağır ceza 7 yıl olarak belirlenir. Trafik kazasının gerçekleşme durumuna ve sürücünün kusuruna bağlı olarak değişen cezalar davadan davaya farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle ölümlü trafik kazasına karıştığınızda alacağınız cezanın X yıl olarak belirlenmesi imkansızdır.

Alkollü Ölümlü Trafik Kazası Cezaları

Ölümlü bir trafik kazasına karıştığınızda kazanın hangi şartlar altında gerçekleştiği ve kusurlu olanın kim olduğu ile alakalı değerlendirmeler yapıldıktan sonra sürücüye verilecek olan ceza belirlenir. Bu anlamda alkollü trafik kazasına karışmak ve alkollü sürücünün neden olduğu ölümlü trafik kazalarında cezaların çok daha ağır olduğunu ifade etmek gerekir.

Alkol; insanın bilinç kaybı yaşamasına ve normal vücut fonksiyonlarını yerine getirememesine neden olan oldukça etkili bir unsurdur. Sürücülerin reflekslerini yavaşlatan ve görme kaybı yaşamasına neden olan alkolün ölümlü trafik kazası yaşanması durumunda sürücünün kusurunu arttırdığından daha ağır cezanın verilmesi gerektiği düşünülür. Bu anlamda alkollü ölümlü trafik kazası cezaları bireyler için daha uzun süreli hapis cezası anlamına gelebilecektir.

Somut olayın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiği inancı ile yapılacak açıklamalarda alkollü ölümlü trafik kazasına karışmanın genel bir cezası olmadığını söylemek şarttır.

Ölümlü Trafik Kazası Cezası Paraya Çevrilir mi?

Ölümlü trafik kazalarında kişiye verilecek olan cezanın kaç yıl olacağı veya nasıl takdir edileceği ile ilgili nihai karar mahkemece verilse de bireylerin kafasını kurcalayan en önemli sorulardan bir tanesi de ölümlü trafik kazası cezası paraya çevrilir mi olur. Bir trafik kazasına karıştıktan sonra aldığınız uzun veya kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilip çevrilemeyeceği ile ilgili düzenleme Türk Hukuk Sistemi’nin ilgili maddelerinde yapılmıştır. Bu anlamda trafik kazası ile ilgili verilecek cezanın paraya çevrilip çevrilemeyeceği durumu iki şekilde değerlendirilir.

Ölümlü trafik kazasında kusurunuzun niteliği cezanın paraya çevrilip çevrilemeyeceği üzerinde etkilidir. Bu anlamda aldığınız cezanın süresi ne olursa olsun trafik kazasında taksirli iseniz cezanız her şekilde adli para cezası şeklinde düzenlenebilir. Burada hesaplama aldığınız ceza gününün mahkemece belirlenen birim gün ücreti ile çarpılması şeklinde olur. Mahkemede sergileyeceğiniz iyi hal taksitlendirmek ve ödeme konusunda kolaylık elde etmenize yardımcı olur.

Trafik kazasında kusurunuzun fazla olması yani kazayı kasten işlemiş olmanız durumunda alacağınız ceza miktarı cezanın paraya çevrilip çevrilemeyeceği üzerine etki eder. Bu anlamda kasten işlenen suçlarda 1 yıl ve daha az süreli cezaların paraya çevrilebileceği söylenmelidir. Kasten işlenen suçlarda 1 yıldan uzun süreli cezaların paraya çevrilemeyeceği kabul edilir.

Ölümlü Trafik Kazası Tutuksuz Yargılanma

Ölümlü trafik kazalarında sürücünün bir veya birden fazla insanın yaşamına neden olacak kazaya neden olması durumu ele alınır. İlk etapta tutuklanması ve cezaya çarptırılması düşünülen sürücünün kusur düzeyi ve somut olay ile ilgili bütün raporların incelenmesi sonrasında tutuksuz yargılama kararının ortaya çıkması muhtemeldir. Burada tutukluluk süresinin etkili olabileceği düşünülürken aynı zamanda ölen tarafın da kusurlu olup olmaması ölümlü trafik kazası tutuksuz yargılama durumunun ortaya çıkmasına neden olabilecektir.

Ölümlü trafik kazası tutuksuz yargılama kararının çıkması için herhangi bir şart olmadığından bireylerin somut olaya bağlı olarak değerlendirmeleri dikkate almaları gerekir. Zira hukuki olaylarda genellemeler yapmak ve ölümlü trafik kazalarında tutuksuz yargılama kararının çıkıp çıkmayacağı ile alakalı kestirme yapmak zordur.

Ölümlü Trafik Kazaları Mahkeme Sonuçları

Trafik kazalarının çok ciddi seviyelerde yaşandığı Türkiye’de trafik kazaları ile alakalı mahkeme sonuçlarının da ciddi seviyelerde olduğunu ifade etmek gerekir. Gerek sıradan kazalarda gerekse de ölümlü trafik kazaları mahkeme sonuçları bakımından çeşitliliğin ciddi düzeyde olduğu bir konudur. Ancak bu sonuçlar yine de sizin karıştığınız trafik kazaları ile ilgili aynı kararın çıkmasına neden olmayabilir. Ancak ölümlü trafik kazaları mahkeme sonuçları emsal oluşturma adına kullanılabilir. Ayrıca mahkeme sonuçlarına e-devlet sistemi üzerinden Davalarım sayfasından erişebilirsiniz.

Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Manevi açıdan uğradığınız zararları tazmin etmek adına başvuracağınız en akılcı yöntemlerden bir tanesi olan manevi tazminat davasının nasıl açılacağı bireylerin en çok merak ettiği konular arasındadır. Kural olarak manevi tazminat davaları davalının ikametgâh adresinde davalının tüzel kişi olması halinde ise tüzel kişiliğin merkezinin bağlı bulunduğu asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.

Sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat davalarında yukarıda bahsi geçen yer mahkemeleri yetkili olabilirken sözleşmenin ifa edildiği yani yerine getirildiği yer asliye hukuk mahkemesi de yetkili olabilir. Benzer şekilde haksız fiilden kaynaklanan tazminat davaları da yukarıda adı geçen mahkemelerin yanı sıra şu mahkemelerde açılabilmektedir;

  • Haksız fiilin vuku bulduğu yerdeki mahkemede,
  • Haksız fiilden kaynaklanan ama haksız fiilin gerçekleştiği yerden başka bir yerde ortaya çıkan zararlarda zararın ortaya çıktığı yerdeki mahkemede,
  • Haksız fiilden kaynaklı durumlarda zarar görenin ikametgâhında manevi tazminat davasına başvurulabilir.

Manevi tazminat davasının açılmasına neden olan durumlar ticari bir iş veya eylemden kaynaklanmışsa bu durumda yetkili mahkeme asliye ticaret mahkemesi olacaktır.

Manevi Tazminat Davası Açma Şartları Nelerdir?

Manevi anlamda karşılaşılan zararların giderilmesi adına başvurulan manevi tazminat davalarının belli başlı şartları bulunmaktadır. Bireylerin dava açmadan önce bu şartları detaylı bir şekilde incelemesi sonrasında dava sürecine başlaması beklenir. Bu noktada manevi tazminat talep etme şartları aşağıdaki şekildedir;

  • Yaşam hakkının elinden alınması (Babasının öldürülmesi nedeniyle bireyin elem duyması),
  • Sağlığı olumsuz etkileyecek eylemler (Doktorun yanlış tedavi uygulaması sonrasında ortaya çıkan durumlar),
  • Vücut bütünlüğünün zarar görmesi ( İş kazası nedeniyle uzuvlarda eksilme),
  • Ruhsal anlamda karşılaşılan yıpranmalar (İş yerinde mobbing veya iftira nedeniyle yaşanan psikolojik rahatsızlıklar),
  • Kişilik değerlerine gerçekleşen saldırılar nedeniyle bireyin üzüntü duyması manevi tazminat davalarının açılabilmesi adına ön şartı oluşturmaktadır.

Yukarıdaki durumlar nedeniyle tazminat davası açma hakkına sahip olabilecek olan bireyler her üzüntü ve elem veren olaydan dolayı dava açma hakkına sahip olamayabilirler. Bu anlamda makul sınırlar içerisinde gerçekleşen rahatsızlık durumlarında tazminat davası açmanız söz konusu olmayacaktır.

Manevi Tazminat Davası Dilekçe Örneği

(YETKİLİ)……. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

DAVACI                        : ………………. (T.C: ………………)

                                          Adres:
VEKİLİ                         : Av. (Anadolu Hukuk Bürosu)

DAVALI                        : ………………. (T.C: ………………)
                                          Adres:

KONU                            : Maddi ve manevi tazminat taleplerimizi içerir dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR        : Yaşanan olaya dair açıklamalar liste halinde yapılır.

HUKUKİ DELİLLER : bilirkişi incelemesi, tanık, yemin ve her türlü yasal delil.

HUKUKİ SEBEPLER : BK, HMK ve ilgili diğer yasal mevzuat.

İSTEM                           : Dava sonucuna yönelik istemler sıralanır.

Manevi Tazminat Davası

Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Manevi tazminat davası açmak isteyen bireyler için belirli sürelerin bulunduğunu ifade etmek gerekir. Hukuk sisteminde yer alan ve kişilerin haklarını zamanında aramasına olanak sağlayan zamanaşımı kavramı dikkate alınmadığında manevi anlamda yaşanan üzüntü ve elemin tazmin edilmesi söz konusu olmayacaktır. Bu anlamda aşağıdaki süre ve şartlara dikkat etmek kişiler açısından oldukça mühimdir.

  • Üzüntü ve elemin ortaya çıkmasına neden olan daha doğrusu manevi tazminat davasının açılmasına sebep olan durum hukuken bir suç teşkil ediyorsa dava açma konusunda zamanaşımı süresini TCK’da bu suç için belirlenmiş olan zamanaşımı süresi belirler. TCK uyarınca belirlenen zamanaşımı dava devam ederken geçmiş olsa dahi bireylerin manevi tazminat davasına başvurmalarına bir engel bulunmaz. Burada devreye uzamış dava zamanaşımı girecektir.
  • Tazminat davasına konu olan fiillerin çok büyük bir kısmı hukuk sisteminde haksız fiil olarak tanımlanan durumlardan ortaya çıkmaktadır. İş kazası, doktor ihmali veya doğrudan suç işlenmesi nedeniyle ortaya çıkan haksız fiil durumlarında zamanaşımı süresi kişinin fiil ve fail hakkında bilgi sahibi olmasından itibaren 2 yıl ve fiil ile failin sonradan öğrenilmesi hallerinde en nihayetinde 10 yıldır. Fiilin suç olması durumunda TCK’da hükmedilen zamanaşımı süresi daha fazla ise fazla olan zamanaşımı dikkate alınır.
  • Evlilik birliğinin sonlandırılması sonrasında manevi tazminat davası açmak isteyen eşler için belirlenmiş zamanaşımı süresi 1 yıldır. 1 yıl boşanmanın resmen kesinleştiği andan itibaren işlemeye başlar.
  • Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin ihlal edilmesi sonrasında manevi tazminat açılabilmesi adına belirlenmiş zamanaşımı 10 yıldır.
  • Trafik kazaları haksız fiil başlığı altında düzenlenmiş bir eylem olsa da Karayolları Trafik Kanunu çerçevesinde trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası açma süresi ayrıca belirlenmiştir. Bu nedenle trafik kazalarından kaynaklanan ve ciddi manada elem duymanıza neden olan durumlarda manevi tazminata başvurmak için kazanın gerçekleştiği ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl; fiil ve failin sonradan öğrenilmesi durumunda ise her halükarda 10 yıl olarak kabul edilir.
Hakaret Suçu

Hakaret Suçu – Sövmek Suretiyle Hakaret, Onur, Şerefe Saldırmak

Kişilerin şahıslarına yönelik olarak sarf edilen halk arasında küfür olarak tabir edilen sözler, cümleler Türk Ceza Kanunu (TCK) M.125-131 arasında Hakaret Suçu olarak düzenleme altına alınmıştır. İlgili maddelere bakıldığında bu suç iki farklı şekilde işlenilebileceği göze çarpmaktadır.

  1. Somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi
  2. Sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak

Hakaret suçunun oluşması için mağdurun belirli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. Kişinin kullandığı cümlenin içinde mağdurun ismi geçmese dahi kimin için söylendiğinin anlaşıldığı durumlarda da hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilir.

            Hakaret suçunun oluşumu, isnat edilen somut fiil veya olgunun kişinin onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olmasını; sövmenin ise kişinin onuru, şerefi ve saygınlığı için saldırı oluşturmasını gerektirir. Bu niteliklere sahip olmayan sırf yakınma, serzenişler hakaret suçu kapsamına girmez. 

            Suçun oluştuğundan bahsedebilmemiz için isnat gerçekleşmiş bir olay veya vaka ile bağlantıya sahip olması gerekmektedir. Gerçek olsa da olmasa da kişiye bili bir fiili işlediği veya belli bir olayın içinde yer aldığı izafe edilmelidir.  Burada bahse konu fiil olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. İsnat edilen olgu veya fiilin hakaret suçunu oluşturması için bunun mümkün, algılanabilir, inanılabilir bir hususa ilişkin olması gerekmektedir. Kısacası gerçekliğe uygun olması gerekmektedir.

Örnek:

  1. Bir kişinin başka bir kişiye bu tacizcinin tekidir demesi. (Sövme)
  2. C kişisinin A’nın taciz edilmesinden sorumlu kişi B’dir demesi. (Olgu İsnadı)

Sövmek Suretiyle Onur, Şerefe Saldırmak

            Bu kapsamda suçun oluştuğundan bahsedebilmemiz için sövme, kişinin onuruna, şerefine ve saygınlığına yönelik olumsuz değer yargılarında bulunmayı ifade etmektedir. Burada somut bir olgu isnadı bulunmamaktadır soyut bir şekilde mağdurun onur, şerefine yönelik olgu isnadı veya yakıştırmalar söz konusu olmaktadır. Kişinin kötü huyları, bedeni engelleri , hastalıklarını söylemek bu kapsamda suç oluşturmaktadır.

Örnek:  (A) kişisinin (B) kişisine serseri, hayvan, mal, köpek, kel, topal, kör, AİDS’li, fahişe, sövme kapsamında suç oluşturmaktadır.

            Önemle belirtilmelidir ki sövmenin belirli bir kalıbı yoktur. Yazı, resim, söz, işaret, hareket ile bu fiili işlemek mümkündür. Yukarıdaki örneklerden farklı olarak ise yüze tükürmek de hakaret suçunu oluşturur ve burada eylemli hakaretten bahsedilebilir.

Huzurda ve Gıyapta Hakaret

            Hakaret suçundan bahsedebilmek için yukarıda anlatılan fiillerin açıkça veya zımnen açıklanması gerekmektedir. Suçun oluşması için yukarıda bahsedilen fiillerin mağdurun veya üçüncü şahsın bilgisine ulaşması gerekmektedir. Kişinin kendi kendisine konuşması veya şahsi bir defterine vb. eşyasına notlar alması bu suçu oluşturmaz. Kendi kendine konuşmaların veya not almanın mağdura veya üçüncü kişilere ulaşması da açıklama kastı olmadığından dolayı suçu oluşturmaz.

            Hukukumuzda Hakaret suçunun mağdurunda huzurunda ve gıyabında işlenmesi bakımından farklılık söz konusudur. Gıyapta işlene hakaret suçu kapsamında cezalandırılması için fiilin en az üç kişiyle ihtilat şartının varlığı gerekmektedir.

Huzurda Hakaret

            Yazımızın başında anlatılan fiillerin mağdurun buna doğrudan vakıf olabileceği şekilde işlenmesi durumunda huzurda hakaret vardır. Burada önemle belirtilmelidir ki huzurda hakaretin söz konusu olması için illa yüz yüze gelmek gerekmemektedir.Alt kat komşusunun üst katta oturan komşusuna; mağdurunda duyması kastıyla yüksek sesle kendi evinde  hakaret etmesi örnek teşkil eder. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere mağdurun bulunduğu ortamda icra edilen hakaret teşkil eden söz ve fiiller onun tarafında işitme veya görme engeli nedeniyle işitilmese veya görülmese dahi huzurda hakaret oluşur.

            Kanuna bakıldığında ‘’fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi’’ huzurda hakaret sayılmıştır. Buna göre vasıta ne olursa olsun sesli,yazılı,görüntülü, mesajla gerçekleştirilen somut bir fiil veya olgu isnatları huzurda hakaret sayılır. İletinin doğrudan doğruya mağdura gönderilmesi burada önem taşımaktadır.

Gıyapta Hakaret

            Mağdurun doğrudan mağdur olmadığı durumda gıyapta hakaretten bahsedilir. Gıyapta hakaretten bahsedebilmemiz için yazımızda bahsedilen fiillerin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesini aramıştır. İhtilat sözlükte ‘’karşılaşıp görüşme’’ şeklinde tanımlanmaktadır. İhtilatı , hakaret suçu bakımından toplu veya dağınık halde bulunan en az üç kişiyle görüşerek, onların isnat edilen fiil veya olguyu öğrenmelerini sağlamak şeklinde anlamak gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken husus fail üç farklı kişiyle görüşerek bu fiili işlemesi gerekmektedir. Aynı kişiyle üç defa görüşüp gıyabında konuşması hakaret suçunu oluşturmayacaktır. Ayrıca ihtilat edilen üç kişinin aynı ortamda bulunmasına gerek yoktur. Farklı ortamda bulunan üç kişiyle de ihtilat unsuru gerçekleşebilir.

            Hakaretin asgari üç kişiye ileti yoluyla gönderildiği veya hakareti ihtiva eden iletinin üçüncü kişilere yayması için bir kişiye gönderildiği ve bu kişi tarafından yeterli sayıda kişilere yayılması durumunda da hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilebilecektir.

İleti Yoluyla Hakaret Suçu (whatsapp, sms, mektup, e-mail, faks, telefon konuşması)

            Yazımızın daha önceki bölümlerinde açıklandığı üzere hakaret suçunun işlenmesi bakımından gıyapta-huzurda ayrımı yapılmaktadır. İleti yoluyla işlenen hakaret suçu bakımından da bu husus gene önem taşımaktadır. Tekrar belirtmek gerekir ki failin mağdurun şahsına doğrudan yönelmediği durumlarda huzurda hakaretten söz edemeyiz bunu bir örnekle açıklamak istemekteyiz.

Örnek: (A) kişisi (B) kişisi hakkında ortak arkadaşları olan (C)’ye whatsapp uygulaması üzerinden ‘’O şerefsizle görüşmeni istemiyorum.’’ Şeklinde bir mesaj göndermiştir. Bu mesajı şans eseri B’nin görmesi durumunda hakaret suçu oluşmamıştır çünkü ihtilat unsuru gerçekleşmemiştir ayrıca (A)’nın doğrudan (B)’ye yollama amacı bulunmamaktadır.

Unutulmamalıdır ki ileti yoluyla hakaret suçunun “huzurda” oluşabilmesi için iletiyi gönderenin fiili icra ederken mağduru hedeflemesi veya mağdurun fiilini öğrenebileceğini istemesi şarttır.

Hakaret Suçunda Zamanaşımı, Şikayet ve Uzlaştırma

            Hakaret suçunun düzenlendiği kanundaki ilgili maddeye baktığımız zaman

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.

TCK

Hükmüyle karşılaşmaktayız bu hükme göre kalan durumlarda şikâyet bakımından suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde şikâyet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde şikâyet hakkını kaybeder. Şikâyet hakkı, en geç dava zamanaşımı süresi içinde kullanılmalıdır.

            Hakaret suçunun nitelikli hali bakımından şikayet unsuru aranmamaktadır bundan ötürü herhangi bir şikayet süresi yoktur. Cumhuriyet savcısı re’sen soruşturma başlatır.

            Mevzuat gereği takibi şikâyete bağlı olan suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma yoluna gidilip gidilmediği hem soruşturma evresinde hem de kovuşturma evresinde dikkat edilir. Bundan dolayı hakaret suçunun basit hali bakımından uzlaştırma yoluna gidilmesi zorunludur. Uzlaşma sağlanamazsa soruşturma veya kovuşturma evresine devam edilmesi gerekmektedir. Kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikâyete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında değildir.

İnternet Üzerinden Küfür Edildi Ekran Görüntüsü(Screenshot) Alsam Olur Mu?

            Önemle belirtilmelidir ki burada sorulan soru tamamen delil ve ispat konusuyla alakalıdır. Daha önce de anlatıldığı üzere fail tarafından ileti yoluyla işlenen Hakaret suçunu ispat etme noktasında ekran görüntüsü bakımından Yargıtay kararlarına baktığımızda

T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/19577 K. 2014/1926 T. 05.02.2014         ‘’ Elektronik Ortamdaki Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi Veriler ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar Diğer Delillerle Desteklendiklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınabileceği’’ hükmetmiştir.

            Yalnızca ekran görüntüsünün alınması durumunda bu delil olarak değerlendirilemeyecektir. Bundan dolayı ilave delillerle desteklenmesi gerekir. Başka bir şekilde delil elde etme durumu yoksa E-TESPİT yoluna gidilmesi gerekmektedir. 

E-TESPİT Nedir ve Nasıl Yapılır?

             1 Mart ile birlikte 2016’da yürürlüğe giren “Noterlik İşlemlerinin Elektronik Ortamda Yapılması Hakkında Yönetmelik Noterler tarafından elektronik ortamda tespit yapılabilmesine imkan getirilmiştir. Getirilen düzenleme sayesinde hukuki dayanağı olmayan ekran görüntülerinin yerini E-TESPİT tutanakları alacaktır ve kişilere ispat kolaylığı sağlayacak.

            Bu işlemin nasıl yapılacağı akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Bahsi geçen yönetmeliğin 5. Maddesinin 6. Fıkrasının c bendine göre “Tespit edilecek veri internet ortamında ise tespit işlemi TNBBS kullanılarak yapılır.” Aynı yönetmelikte TNBBS ise  Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemi olarak tanımlanmıştır. Türkiye Noterler Birliği resmi internet sitesine giriş yapılarak “E-Tespit Portal” sekmesi üzerinden öncelikle üyelik gerekmektedir. Üyelik işlemi akabinde tespiti yapılması istenen verinin bulunduğu internet sitesi adresi girilerek istenilen verinin ekran görüntüsü alınacaktır. Tespit talebinde bulunulması ile sistem söz konusu verileri arşive kaydederek talepte bulunan kişiye başvuru numarası vermekte ve kişi bu başvuru numarası ile birlikte sistem üzerinden seçmiş olduğu notere giderek işlemi tamamlattırmaktadır. Tespiti gerçekleştirilen veri internet üzerinden silinse dahi işbu tespitin yapıldığı anda mevcut olduğu ispatlanabilecektir.

 Yazımızın tamamında mümkün olduğunca Hakaret Suçunun unsurlarını ve karşılaşıldığında neler yapılabileceğini anlatmaya çalışıldı fakat bütün bu süreçlerin bir ceza avukatıyla takip edilmesi işlemlerin sağlığı ve istenen neticenin alınması bakımından önem arz etmektedir. Böyle bir durumla karşılaşmanız durumunda iyi bir avukata başvurmanızı tavsiye ederiz.

Yargıtay Kararları Işığında Hakaret Suçu Sayılmayan Sözler

‘’Dört gözlü’’ Kişinin gözlüklü olduğunu ifade eder suçun unsurları oluşmamıştır.

‘’Beceriksiz herif, meziyetsiz, karaktersiz..’’   Kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

 ‘’Dinsiz, imansızlar’’ müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığının

‘’Terbiyesiz herif’’ Onur şerefi rencide edecek boyutta olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Sen aciz zavallı bir insansın şu haline bak’’ İzmir BAM 12. CD 2018/3903E-2019/706K

‘’Şizofren hastasısın, iki ruhlusun, doktora git’’ onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı

‘’Sen ne karışıyorsun lan’’ Kaba hitap tarzı var. Onur,şeref rencide edecek düzeyde değil.

‘’Çingene’’ Onur, şerefi rencide edecek düzeye varmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Ananı avratını sinkaf edeceğim’’ Burada asıl suç tehdittir. Hakaret tehdit suçunun içinde erir.

‘’Haddini aştın fazla ileri gittin, sen insan mısın?’’ Onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Siz çetesiniz defolun gidin, vicdansızsınız’’ Somut olayda ağır eleştiri olarak değerlendirilmiştir ve rencide edecek düzeyde olmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Tutanak tutmazsanız adam değilsiniz’’ Kaba söylem olarak değerlendirilmiş ve onur, şerefi rencide edecek düzeyde olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Hakime siz açıkça taraf tutuyorsunuz’’ demek,mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, uğranıldığını düşündüğü haksızlığı dile getirmeye yönelik bir yakınma ve ağır eleştiri niteliğinde olduğuna kanaat edilmiştir.

 Emniyette dışarıda beklemesi gerektiği söylenen sanığın ‘’sinkaf ederim böyle düzeni de yeri de’’  hakaretin oluşması için sözlerin belirli veya belirlenebilir kimseye yönelmesi gerekir sözlerin mağdurları hedef almayıp onların onur, şeref ve saygınlıklarına yönelik bir saldırı niteliğinde olmadığına kanaat edilmiştir.

‘’Eğitimsiz tecrübesiz teknolojiden anlamayan’’ ağır eleştiri niteliğinde olup katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Lanet gardiyan’’ Nezaket dışı kaba hitap tarzı olup, sövme, somut bir fiil ya da olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceği, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurları oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’ İcra takibi esnasında bu evden mal kaldıracak damın anasını avratını sinkaf ederim.’’ Burada memura mukavemet suçu oluşur hakaret bu suçun içinde erimektedir.

‘’Doktora artistlik yapma hastaya bak bu senin görevin’’ kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

‘’Polise karşı lan polis oldunuz da ne oldunuz senin psikolojin bozuk ‘’ kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.

Kaynakça

Profesör Dr. Mahmut KOCA- Profesör Dr. İlhan ÜZÜLMEZ Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler kitabı 4. Baskı

Türk Ceza Kanunu- Ceza Muhakemesi Kanunu- Noterlik Kanunu ve Noterlik İşlemlerinin Elektronik Ortamda Yapılması Hakkında Yönetmelik

Don`t copy text!